Thursday, July 15, 2010

RESÒ SANATÇI DEĞİŞİM PROGRAMI


RESÒ SANATÇI DEĞİŞİM PROGRAMI

RESÒ İtalya'nın Piedmont bölgesindeki (Kuzey İtalya – Torino ve çevresi) sanatçı misafir ve eğitim programlarıyla beraber yürütülecek uluslararası bir sanatçı değişim programıdır. Üç yıl devam etmesi tasarlanan program, İtalya'dan üç; Türkiye, Mısır ve Brezilya'dan birer kurumun katılımıyla oluşacaktır.

RESÒ programının amacı, kültürler arası iletişimi geliştirip, yaratıcı araştırmaları ve üretimleri desteklemektir. Ayrıca, programa kabul edilen katılımcılar, Piedmont, İstanbul, Kahire ve Rio de Janerio'daki güncel sanat merkezlerini tanımak ve buralarda çalışmak fırsatı da yakalayacaklardır.

RESÒ, 6-9 haftalık araştırma ağırlıklı misafirlik dönemlerinde, seyahat masrafları dahil olmak üzere, katılımcıların tüm masrafları karşılamaktadır. Katılımcılar, stüdyo ziyaretleri, konuşmalar ve farklı programlarla misafir oldukları kentin sanat çevresine tanıtılacaklardır. Misafirlik dönemi sonuna doğru, katılımcıların üretimleriyle ilgili kamuya açık bir sunum yapması beklenmektedir.


Bu projenin Cittadellarte 'de gerçekleşecek ilk bölümü, RES.ò1 için başvurular başlamıştır. Programın diğer kurumlarını kapsayan ikinci başvuru çağrısı, Ekim 2010'da yapılacaktır. Başvuru değerlendirmeleri, her bir partner kurumda oluşturulacak kurullar tarafından yapılacaktır.

___________________________________________________________________________


Cittadelarte'deki misafirlik programı RES.ò1, 1 Eylül 2010'da başlayacak ve 6-9 hafta arasında devam edecektir.

___________________________________________________________


Milliyetine bakmaksızın, Mısır, Türkiye ve Brezilya'da ikamet eden sanatçılar / küratörler / eleştirmenler ve yazarlar başvuru yapabilirler.

___________________________________________________________


Sadece e-mail ile yapılan başvurular kabul edilecektir.


Son başvuru tarihi: 31 Temmuz 2010


Türkiye'den başvuru yapacaklar, malzemelerini aşağıdaki adrese gönderebilirler:

Öykü Özsoy: researchers.residency@gmail.com



Friday, July 02, 2010

Peki bu gömleklerde beni çeken nedir?



Kesinlikle eski tarz vitrinler çok hoşuma gidiyor. Bugünün bayağı kapitalist dünyası ve vitrin düzenlemeleri ve eskiye öykünmelerinden midem bulanıyor. Hala Beyoğlu'nda kendini koruyan cam kutu eski vitrinler yaşasın istiyorum.
Gerçi soru beni çeken vitrinler değil, beni çeken gömlekler. HMMM? Gömleklerin display biçimi ve üst üste dizilmeleri. Bu display biçimini kim icad etti ve hangi fikirle acaba?
Burada ilgimi çeken, bunun tam anlamıyla ortak bir sağduyu, görsel bir dil olması. Türkiye'de gömlekler böyle diziliyor. Ama niçin? Dünyada gömlekler nasıl diziliyor, buna dikkat etmek gerekir.

Kamyonlarda beni çeken nedir?






Ardı ardına çekmeye doyamadığım tüm fotoğraflarla... Mekanı kişiselleştirmek...?
Take, for instance, ev benim için kutsal bir alandır. Çok kişisel olduğu için değil. Tam tersine bugüne kadar yaşadığım, geçici olarak da olsa settle ettiğim tüm mekanlar, birer otel odasından farksız. Ben genel olarak, yerleşmeci, yerleşken ve yerleşmeyi seven, yerleşik bir insan değilim gibi bir kanı çıkarılabilir; çok kanı çıkarmayı sevmesek de. Dün odamı ve genel olarak evi gözden geçirdim, temel ihtiyaçlar dışında hiçbirşey yok. Derin bir oh çektim. Böyle bir tutarlılık halindeyken, bu kamyonları seviyorum. Yerleşebilen insanları seviyorum. Lokaliteyi seviyorum. Aitliği seviyorum. Koşa koşa kaçsam da "bağlılık" fikrinden, sürekli bunu spotluyor gözlerim. Bu kamyonlara "yerleşenler" diye bir şey var.
Zihnimi izlerken, hayat boyu bende yerleşmiş bir pattern ziyadesiyle söz açabileceğim bir mekan - diyalog - davranış - kimlik zincir tamlaması keşfettim. Beni daha fazla büyüleyen bir şey olamaz hayatta. Mekanla bağ kurma; her türlü mekanla; sosyal fiziki kültürel. İnanılmaz bir diyalektik!


Bloga geri dönüş


Yıllardır yapmadığım bir bilgisayar temizliği, iki laptop temizliği, cd - dvd taramaları, harddisk eşleştirmeleri ile hayatımı temize çekmiş gibi hissediyorum. Bu temizlik tam olarak 4 ay sürdü! Ve hala alınmayı ve yedeklenmeyi bekleyen bir harddisk daha mevcut.
External harddiskten mi internal harddiskten mi calismaliyim ve eslestirmeyi nasil saglamaliyim konusunda sorularim olsa da, mutluluguma engel degil.
Ayrica bir yildir yapmadigim projelerin listesini cikarttim, suregidenleri ve bitmeyenleri. Listeyle calismanin faydalarina, Burak'la birlikte Cura Residency'de yaptigim ağ haritalama bicimini de ekleyebilirsem hayatim galiba bir astroloji haritasi kadar okunabilir olacak!
Uzun süredir hic yazmadigim, biriken biriken duygulara, fotograflara, dusuncelere de yavas yavas blog uzerinden tekrar döndügüm icin sanirsam mutluyum. Ayrica yarim kalmis videolarimi editledim, basilmayan fotograflari baskiya hazirladim, islerimden secki bir dvd hazirladim. Donanımlıyım! Gemiler üstü donanma merkezi!!
Daha cok isim var! Ama bugune kadar yapmadigim, tembel tembel uzerine oturdugum islerin yarisini Haziran 2010 itibariyle verimli bir calisma sistematigine sokmus olmaktan, neredeyse % 30 gibi is silsilesini bitirmis olmaktan dolayi keyifliyim. Bununla birlikte hayatima duzenli olarak yaptigim seyler soktum. Hayatımdan duzenli olarak eski aliskanliklari cikardim. Öfke! Alkol! Ve birtakım eski arkadaslar da gidince, Allah'ım önümde denizler ve deryalar açıldı. On emirden biri, Bırakınız Gitsinler! olmalı.



İz Öztat yapıyor, son üç senedir düzenli olarak. Mutlaka check it out. Ben son üç gününe gittim ve misafir olarak neler oluyor bitiyor izleme şansını buldum. İz inanılmaz vizyon sahibi - ayrıca mükemmel takılar yapıyor- eşi Emincan ve Burak'la birlikte kültür- sanat- zanaat konularında fikir danış verişi yaptık. Taktik medya üzerine çalışan 17 kişilik workshop ekibinden süper işler çıkartan bazı öğrenciler/sanatçılar tanıma fırsatım oldu. Bunlardan biri açelya. Bodrum civarında dolaşıp, insanlarla "yalan" üzerinden kurduğu diyalogları kaydedip bir video oluşturmuş. Soyadını bilmiyorum ama, zekası mükemmel. Onun fotoğrafını post'luyorum. Görürseniz tanıyın diye. :)
Burçak Bingöl'ü de söylemem laazım. İstanbul'a taşınmış, süper olmuş. Muhteşem bir performer kendisi.

2- Seda'yı özledim ve reklamını yapacağım http://wonderrland.blogspot.com/
Kendisi "kafa bir dünya" editördür. Görürseniz tanıyın, takip edin.


3- Hızır Kamp, orada ölebileceğim mekanlar, numera bir Kaz Dağları: www.hizirkamp.com

4- Kimse sıkılarak, oflayarak, poflayarak iş yapmasın. Herkes hayattaki arayışını bulsun diye, riding the wind.